Uncategorized

Atıf Yılmaz ve Sineması

Atıf Yılmaz, yönetmen, yapımcı, senaristtir. Asıl adı Atıf Yılmaz Batıbeki’dir. 9 Aralık 1925’de Mersin’de dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim görmüştür. Daha sonra Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Resim Bölümü’ne giren Yılmaz mezuniyetinin ardından bir süre film eleştirmeni, ressam ve senaryo yazarı olarak çalışmıştır. Afiş tasarımları da yapan Yılmaz iki filmde yönetmen yardımcılığı yaparak kariyerine ilk adımını atmıştır. Semih Evin’in asistanıydı. Mezarımı Taştan Oyun isimli filmi Hüseyin Peyda ile birlikte yönetmiştir.
Yılmaz ilk filmi Kanlı Feryat için kamera arkasına geçtiğinde tarih 1951’di. Orhan Günşiray’la birlikte “Yerli Film” adındaki prodüksiyon firmasını kurduktan sonra film çalışmalarına hız vermiştir. Çeşitli sinema derneklerinde ve sendikalarda da görev almıştır. Yerli Film kapandıktan sonra 1980’de Ömer Kavur ve Yavuz Özkan ile birlikte AFAD’ı kuran Yılmaz, bu şirketi dağıttıktan sonra, kendi adına bir yapımevi açmıştır. Haydi Atıf Yılmaz’ın sinema diline birlikte bir bakalım! 🙂
Atıf Yılmaz, ilk sinema yıllarında olmasa da 80’li yıllarda “kadın filmleri yönetmeni” olarak anılmıştır. Kimlik arayışı içerisine girmiş olan kadınların toplum içerisindeki mücadelelerini ve sorunlarını filmlerine taşımıştır. Toplumun, kadına atfettiği anlamları irdeleyerek, kadın olmanın toplumdaki yerini anlatmaya çalışmıştır. Yılmaz’ın 80’li yıllarındaki sinemasında çoğunlukla kendine biçilen rolleri reddeden ve kalıpların dışına çıkan kadınları izliyoruz ve görüyoruz. Toplumsal cinsiyet bağlamında incelediğimiz de kadının yeri genel olarak evidir ve kadın evin içine hapsedilmek istenmektedir. Türk sineması tarihine baktığımızdaysa yapımların çoğunda bu tip kadınlar göze çarpmaktadır. Atıf Yılmaz’ın feminist sinema döneminde gördüğümüz ise kadının obje boyutundan çıkıp özne boyutuna geldiğidir. Atıf Yılmaz filmlerinde bir nevi kadınlara yeniden birey olma alanı sunuyor da diyebiliriz. 1980 öncesi döneme baktığımızda, kadının tek başına bir birey olarak değil de erkek egemen kuralların boyundurluğu altında varlığını sürdürebiliyormuş gibi olduğunu görürüz. Ama 80’li yıllarla birlikte bir değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. Kadın evinden çıkmayan, muhtaç gibi resmedilirken bir değişim rüzgarı esmiş ve sinemada kadın özgürleşmeye başlamıştır. Dünyada meydana gelen bu etkiyi ise 80’li yıllarda Türkiye’de çekilen filmler arasında en iyi Atıf Yılmaz’ın sinemasında görebiliyoruz. Dilerseniz bir filmini inceleyerek sinema diline göz atalım.

ASİYE NASIL KURTULUR?

Asiye Nasıl Kurtulur filmine baktığımızda, hikaye; Bir seks işçisi olan Asiye’nin hayatıdır. Seniye Hanım aracılığıyla, bir hayat kadınını yargılayan tüm toplumu o koltuğa oturtturan bir filmdir. Ahlakçılığıyla ve tüm toplumsal kuralları dikte etmesiyle Seniye Hanım, filmin başında seks işçilerinden tiksinirken, Asiye’nin hikayesini dinledikçe tüm ön yargıları çatışmaya başlar. Filmin sonuna doğru Seniye Hanım, Asiye’yi oradan kurtarmaya uğraşırken bulur kendisini. Ahlakçılığa yaslanan otoritesiyle Seniye, kadınların, kadınlara ve kadınlığa verdiği zararları isabetli bir biçimde yansıtmaktadır. Ataerkil söylemin kadınlar tarafından üretilmesini gözler önüne seren bu film, yönetmenin kadın konusunu ne kadar doğru ve güzel bir şekilde işlediğinin sadece bir örneğidir… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir