Uncategorized

Semih Kaplanoğlu ve Sineması

4 Nisan 1967 tarihinde İzmir’de doğan Semih Kaplanoğlu senarist ve yönetmendir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Sinema Televizyon bölümünden mezun olan Kaplanoğlu’nun sinemaya olan ilgisi henüz küçük yaşlardayken İzmir açık hava sinemasını izlemesi ile başlamıştır. Daha üniversite hayatında kısa filmler çekmeye başlayarak senaryo yazımına yönelmiştir. Okuldan mezun olduktan uzun süre sonra hayalini kurduğu uzun metrajlı filmleri çekemese dahi her zaman sektörde kalmıştır.  

Okul bitiminde İstanbul’a yerleşerek Saatchi&Saatchi ve Young&Rubicam reklam şirketlerinde reklam yazarı olarak işe başlamıştır. Sinema sektöründe hemen hemen her alanda bulunarak kariyerine belirli sınırlandırmalar koymayan Kaplanoğlu, 1986 yılında belgesellerde kamera asistanlığı yapmıştır. Süha Arın’ın yönettiği ve Semih Kaplanoğlu’nun asistanlık yaptığı Eski Evler-Eski Ustalar ve Mimar Sinan belgeselleri ayrıca ödül almıştır. Aradan geçen uzun süre sonunda, 1994 yılında Şehnaz Tango adlı televizyon dizisinin 52 bölüm senaristliği ve yönetmenliğini yapmıştır. Dizi/Film senaristliğinin yanı sıra da makaleler yazarak dergilerde yer almıştır. Hatta sinema üzerine yazdığı çeviri makaleleri 1987-2003 yılları arasında Gergedan, Gösteri, Cumhuriyet ve Sanat Dünyamız gibi dergilerde yer almıştır. Bunun yanı sıra da ilgi duyduğu şiir alanında da başarısını göstererek yine dergilerde yazdığı şiirleri yayınlanmıştır.

İlk uzun metrajlı filmi olan Herkes Kendi Evinde (2001) filmini yapmıştır. Bu film ile birlikte birçok ödül alarak yurt dışında ve yurt içinde festivallerde yer almıştır. Bu filmin ardından onu daha büyük kitlelere ulaştıracak olan drama filmi Meleğin Düşüşü (2005) ile başarısını kanıtlamıştır. Film uluslararası festivallerde yer alarak başarı serüvenine uzun süre devam etmiştir.

Semih Kaplanoğlu Yusuf Üçlemesi olan Yumurta, Süt ve Bal filmlerinin ilki olan Yumurta filmini 2007 yılında çekmiştir. Film Avrupa Film Festivali’nde 12 dalda aday gösterilmiştir. Ardından üçlemenin ikinci filmi olan Süt filmini 2008 yılında çekerek 2010 yılında Bal filmi ile üçlemeyi tamamlamıştır. Bal filmi, 60. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülü alarak başarısını kanıtlamıştır. Her filminde başarılar elde eden ve zaman içinde de filmleri ile sinema anlayışını yansıtan Semih Kaplanoğlu aldığı sayısız ödüller ile de başarısını uluslararası alanda göstermiştir. O halde Kaplanoğlu’nun sinema anlayışına da bakalım.

Öncelikle Semih Kaplanoğlu’nun filmlerini ticari açıdan kaygı gütmeden yaptığını söyleyebiliriz. Uzun aralıklar vererek, sinemasal açıdan tam hissettiği zamanlarda filmlerini yapması ve sayılarının az olmasını da buna kanıt gösterebiliriz. Psikanalitik açıdan incelemelerde bulunup filmlerine doğru bir şekilde yansıtarak hem toplum hem de kendi hayatından parçaları özellikle Yusuf Üçlemesinde mükemmel bir şekilde verdiğini söyleyebiliriz. Semih Kaplanoğlu kendi sinema dilini de ayrıca manevi gerçekçilik olarak adlandırmaktadır. Ona göre film yapmak manevi bir alana geçmek demektir. Yalnızca insanı merkeze alan sinema anlayışından çok Tanrı’nın varlığını hatırlatmak ve hissettirmek onun için önemli bir yere sahiptir. Yüksek bütçeli ve düşündürmekten, bir amaca yönlendirmek, sorgulatmaktan uzak popüler sinema kültürüne karşın o, kendi sinema dilini yaratmış ve yansıtmıştır.

2017 yılında siyah-beyaz çektiği ve çekimi 5 yıl süren Buğday filmi ile Adana Film Festivali’nde “FİLM-YÖN En İyi Yönetmen Ödülü” alan Kaplanoğlu, hem başaralı hem de uluslararası bir işe daha imza atmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir